|
 “Hadi gel seni kahvaltıya götüreyim” dedi. “Hava çok kasvetli dışarı çıkamam” dedim. “Kendini evinde hissedeceğin, harika kahvaltılıkları olan bir yere gideceğiz” dedi. “Bu kadar iddialıysan gidelim” dedim. Beşiktaş, Abbasağa parkının tam karşısındaki ceviz cafe’ye gittik kahvaltı için. Özenle yerleştirilmiş masalar, pırıl pırıl tabaklar, mis gibi koku, ruh dinlendiren şarkılar, uçuşuyordu.
Siyah uzun saçlı dünya tatlısı bir ev sahibi karşıladı bizi. Üzerine bir de mükemmelden öte kahvaltılarımız gelince, zeki insanların birbirini çektiğini düşününce “Afedersiniz, sizinle şimdi bir röportaj yapabilir miyim?” diye sordum. Ceviz Cafe’nin sahibi Songül Hanım olumlu yanıt verince hafif müzik eşliğinde keyifli bir sohbete koyulduk.
Öncelikle Songül hanım hakkında kısa bir bilgi vermek istiyorum. Sonrasında onu kendi cümlelerinden tanıyacağız. Songül Hanım, Kendi ayakları üzerinde durabileceğine inanmış, aşk için ülkesini değiştirmiş, özgürlüğü için ülkesine dönmüş, hayata pırıl pırıl bakan, iki kız çocuğu annesi üretken bir kadın.
A: Ceviz Cafe oluşum hikayesini anlatır mısınız?
S : Aslında uzun bir hikayesi var. En başından başlamamı ister misiniz?
A : Elbette, güçlü bir hikayesi olduğuna eminim.
S : Üniversiteden mezun olduktan sonra aşık olduğum adamın yanına, İsviçre’ye gittim. Orada yaşayabilmem için evlenmem gerekiyordu ve evlendim. Ben, İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümü mezunuyum. İsviçre’de belli eğitimlerimi tamamladıktan sonra psikolojik danışman olarak çalışmaya başladım.

A : İsviçre’deki hayatınızdan bahseder misiniz?
S : Elbette, İsviçre’de bir çok işte çalıştım. Son zamanlara doğru ailelere psikolojik danışmanlık yaparken aynı zamanda feminist hareketlere de karışıyordum. Göçmen kadınlar derneğine üyeydim. Göçmen olmak zordur ama göçmen kadın olmak daha da zordur. Biz orada birbirimize destek olmak için dernek kurduk ve içinde olmaktan gurur duydum her zaman.
A : Peki çocuklarınız? Yıllar hızla ilerlerken 2 kız çocuğum oldu. Yıllar bana çocuklarımı verirken, bazı düşüncelerimde değişikliklere neden oldu. Evliliğin bana göre olmadığını ve ülkeme dönmem gerektiğini anladım. A : O kadar uzun zamandan sonra Türkiye’ye dönmek riskli bir karar değil miydi? S : Evet, hem benim hem de çocuklarım için riskli bir karardı ama ben kendime güveniyordum. Türkiye’ye dönüp yepyeni bir başlangıç yapacağımıza inanıyordum. A : Yeni başlangıçtan kasıt ceviz cafe’yi açmak mıydı? S : Aslında ülkeme dönmeye karar verdiğimde aklımda böyle bir şey yoktu. Biz 4 kız kardeşiz, evde ben hep yemekler yapardım. Arap kökenlidir benim ailem. Yemek yapmayı, yedirmeyi içirmeyi çok sever. Türkiye’ye döndükten sonra yaptığım yemekleri yiyenler “neden bir cafe açmıyorsun?” diye sormaya başladılar.
A : Etrafınızdaki insanların teşvikiyle bu güzel kahvaltıları yapıyoruz öyle mi? S : Evet, hem içimdeki bu işe yapabileceğime dair inanç hem de etrafımdakilerin teşvikiyle. A : Kararınız netleştikten sonra neler yaptınız? S : Burayı bulmam tamamen tesadüf oldu. Dükkan sahibini bir şekilde kandırıp burayı kiraladım. (Gülüyor) Boyasından masa seçimine kadar herşeyiyle Evrim Hanım ve ben ilgilendik. A : Lezzetli yemekleriniz ne kadar sürede duyuldu?
S : Ceviz Cafe’yi açtıktan 2 ay sonra yemekleri yetiştirememeye başladım. Toprak Holding ve Digiturk çalışanları öğle yemeklerini burada yemeye başladılar. Başlangıç günlerinde Evrim Hanım'la sakin bir iş temposunda çalışırken iki aydan sonra daha yoğun çalışmaya başladık. A : Ceviz Cafe’ye insanları çeken nedir? S : Öncelikle büyük ticari kaygılarım yok. Ben istiyorum ki buraya gelen mutlulukla yemek yesin, çok hesap öder miyim diye düşünmesin. Müzik var Ceviz Cafe’de. Özenle seçtiğimiz, kalite kokan şarkılar çalıyor. Yemeklerimiz orijinal ve titizlikle hazırlanıyor.
A : Peki sizin güler yüzünüz, parlayan gözleriniz? S : Ben gerçekten buraya gelen insanları evimde misafir ediyor gibi hissediyorum ve mutlu oluyorum. A : Murathan Mungan’ın inan batmış şehirler gibi onarılmaz anlar şiiri gözüme çarptı. Siz de Murathan Mungan tutkunusunuz. S : Evet, Murathan Mungan en sevdiğim yazar ve şair. Ceviz Cafe’de o şiiri kullanabilmek için Murathan Bey’den izin istedik. Memnuniyetle karşıladı ve dedi ki: “ilk kez bir eserimi kullanmak için benden izin isteniyor, çok şaşkınım.” A : Bambaşka bir konuya geçiş yapmak istiyorum. Kadınlar toplum içerisinde çoktan seçmeli ve biraz başı eğik yetiştiriliyor. Kadınlarla ilgili düşünceleriniz neler? S : Kadınların boyunları eğik kalmasın kesinlikle. Herşeyden önce insanız ve kimsenin boyunduruğu altına girmek zorunda değiliz. Yeni bir hayata başlamak istiyorlarsa önce kendilerine inansınlar sonra harekete geçsinler. Özgür bir hayat tüm kadınların hakkı. A : Peki, yüksek topuklar okuyucuları için bir tarif vermek ister misiniz? S : Tabii ki, kahvaltı menüsünde en çok beğenilen cevizli salça tarifini verebilirim. A : Harika olur, ben de çok beğendim. S : Domates salçası, kimyon, kuru nane, sızma zeytinyağı, çekilmiş ceviz istenilen ölçülerde karıştırılır, ekmeğin üzerine sürüp afiyetle yenir. A : Çok teşekkür ediyorum Songül Hanım. Kendinize güvenip, dimdik ayakta durduğunuz, hayata pırıl pırıl baktığınız ve güzel düşüncelerinizi bizimle paylaştığınız için. S : Ben teşekkür ediyorum Arzu Hanım.
Ceviz Cafe Beşiktaş Abbas Ağa Parkının Tam karşısında. Hafta içi öğle yemeklerine hafta sonu da kahvaltı sofralarına davet ediyor bizi.
- Ceviz Cafe Telefon: 0212 260 39 65
Röportaj ve Fotoğraflar : Arzu Karabulut www.yuksektopuklar.net
|
Yorumla
2008-09-1623:28:36 tebrikler songül.