"Şimdi alt dudağı öp!" diye bağıran oluyor mu?
- O kadar değil. Ama 50 tane insanın gözünün önünde yaşanan bir an. Sadece seyirciye gerçek, yaşayanlara değil.
Sizin setten birine "Kıvanç’la Beren’in ilişkisi varmış" desek "Hadi len!" der mi?
- Tabii ki der, bütün set söyler! İki insan arasındaki enerjinin değiştiğini herkes hisseder, o saklanabilecek bir şey değildir. Bizde öyle bir enerji yok. Ama tabii bizim ne hissettiğimizden çok, izleyiciye ne hissettirdiğimiz önemli. Ekranda izleyip, "Aralarında müthiş bir elektrik var!" gibi laflar duyduğumda çok da üzülmüyorum, "İşimizi iyi yapıyoruz ki insanlara öyle bir duygu geçiyor" diyorum.
Sevgiliniz gerçekten hiç mi bozulmadı?
- Zannetmiyorum. Zaten ayrılmıştık. Tamamen başka sebepler yüzünden. Bihter’i oynayacağımı biliyordu. Nasıl bir kadın olduğunu da biliyordu. Parterimin Kıvanç olacağını da biliyordu. Niye bozulsun ki?
Karizması çizilmiş gibi hissetmedi yeni...
- Hiç zannetmiyorum. Çok tutkulu bir öpüşme ya da sevişme sahnesini çektiğiniz zaman, biraz da kendinizi kötü hissederek, kırık dönüyorsunuz eve. İyi bir sevgili, "Eyvah benim karizmam çizildi"den ziyade, "Partneri nasıl davrandı? Bugün sette öpüşürken kendini kötü mü hissetti? Soyunurken ne oldu?" gibi şeyler düşünür. Hele bir oyuncuysa, empati yapar. Çünkü gerçekten kolay değil. Biz de robot değiliz, bir şey hissetmiyoruz ama 50 tane sana bakan gözün önünde öpüş, seviş...
Sahne nasıl yönlendiriliyor?
- Baştan mizansen belli oluyor. Yönetmen kameranın nerede olacağını ve nasıl bir şey çekmek istediğini anlatıyor. Sonra bizi kendi halimize bırakıyor. O anda çok müdahale olmuyor. Bu tür sahnelerde dışarıdan gelecek her komut, o ana seni daha çok yabancılaştıran bir şey...
Kıvanç güzel bir adam. Daha çirkin bir adam tarafından öpülmekle, güzel bir adam tarafından öpülmenin oyunculuk açından bir farkı var mı, yok mu?
- Yok tabii. Sen seçmiyorsun ki. O öyle bir şey değil...
İnsan dişini fırçalıyor mu?
- Elbette. O saygı çok önemli. Yediğin şeye de dikkat ediyorsun, o gün bir sevişme sahnesi çekeceğini, öpüşeceğini aklında tutuyorsun. Sigara içen insan, içmeyene özen gösteriyor. Bu tür şeylere özen göstermeyen oyuncular olduğunu duyuyorum. Tamamen alakasız olduğun biriyle öpüşmek zaten zor, daha da zorlaştırmanın manası yok.
Bazen insan aç olabilir, ağzı kokabilir ya da dişinde sorun olabilir...
- İşte o durumlar işi iyice sevimsizleştiriyor. Allah’tan benim partnerlerim bu konuda hep özenli oldular. Ben de elimden geldiğince özen gösteriyorum.
Peki sonra hayat normal devam edebiliyor mu? Ne de olsa bunlar Türk erkeği. "Bu kadını da öptüm!" filan diyorlar mıdır içlerinden?
- Valla, onlara soracaksınız.
Peki tahrik oluyorlar mıdır?
- Bilmiyorum. Bazen öpüşme sahnelerinde dudaklar çekiliyor. İzleyici bizi yakın görüyor, zannediyor ki bedenen de yakınız, oysa o esnada o iki beden birbirinden uzak. Bazen başka numaralar da çekiliyor...
Ne gibi?
- Vücutlarımızın arasına yastık konuyor. Yani saygı sadece diş fırçalamakla olmuyor, bu tür şeyler de yapılıyor. Zaten öteki türlüsü taciz olur.
Yani Meltem Cumbul size sinir olmuyor..
- Tabii ki olmuyor. Sizin gazeteci arkadaşlarınız bunları uyduruyor, millet de doğru zannediyor.
Ama sizin arkadaşlarınız da "Arkadaşız" diyorlar, sonra sevgili çıkıyorlar...
- İyi de belki o zaman gerçekten arkadaşlar. İki insanın sevgili olabilmesi için önce arkadaş olmaları gerekmiyor mu?
O zaman siz de Kıvanç’la şu anda arkadaşsınız ama ileride sevgili olabilirsiniz!
- Bunun bir haber değeri yok, sizinkiler "Yakaladık... Birlikteler"i seviyor. Öyle bir şey yok.
Siz de bu son sevişme sahnelerinizi başarılı buldunuz mu?
- Buldum. İzlediğim zaman estetik olduğunu düşündüm. Hiçbir şey görünmüyor ama her şeyi anlatıyor.
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
![]() |
Yarım Hikaye Feraye Demir |
![]() |
Hayata Dair Figen Bıyık |
|
Kadın Çıkıntıları Duygu Tunç |