Kullanıcı Değerlendirmesi: / 34
ZayıfMükemmel 

Türkan Saylan RöportajAyşe Arman'ın hayattayken Türkan Saylan ile yaptığı röportaj O'nu daha yakından tanımanızı sağlayacak...

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 17
ZayıfMükemmel 

Emre AydınAfilli Yalnızlık albümünden sonra Kağıt Evler isimli albümüyle dinleyenlerinin karşısına çıkan Emre Aydın hakkında merak edilenler bu röportajda..

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfMükemmel 

Günlük yaşamımızda astrolojiden nasıl istifade edebiliriz?

Güne başlarken yorumlarda bildirilen saat aralıkları veya enerjilerinize göre işlerinizi önem sırasına göre düzenleyebilirsiniz. İlişkilerinizde doğru paylaşımlarda bulunabilirsiniz.  Eğer önemli bir görüşmeniz varsa bunun o gün  yapılmasında bir sakınca yoksa yerine getirebilirsiniz. Ben yorumlarımda kişisel motivasyonu güçlendirici önerilerde bulunuyorum. Bunları okuyarak günü daha olumlu bir şekilde geçirmeniz mümkündür.

Astroloji  köşenizde şanslı katılımcının yıldız haritasını açıklıyorsunuz. Ay Takvimi SMS’leriniz ile günlük yaşamda yapılması uygun olan detayları veriyorsunuz. Bu çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

Ay takvimi bu yıl uygulamaya başladığımız bir proje. Ay gezegeninin günlük hareketleri çerçevesinde hazırladığım özellikle kadın okurlarımızın güzellik ve bakımlarına yönelik tavsiyelerin yer aldığı,  moral motivasyonlarını güçlendirici kısa bilgilerdir.  Köşemizdeki yıldız haritası çekilişi ise,  kişisel doğum bilgilerini gönderen okurlarımızın arasından her ay bir kişinin seçilmesi ve doğum haritalarının  benim tarafımdan özel olarak  yorumlandığı bir hizmetimizdir.  Bu çalışma okurların fazlasıyla hoşuna gidiyor.

Astroloji çok derin ve binlerce sorunun akla gelebileceği bir alan. Bu sorulardan biri 2010 yılı nasıl geçecek? Bununla ilgili,  2010 Astroloji Günlüğü  kitabınız Aralık ayında piyasaya çıktı. Kitabınızda neler  yer alıyor?

Kitabım,  2010 yılı içinde etkili olacak gezegen hareketlerinin,  burçlar üzerindeki yansımalarını her burç için 12 aylık yorum şeklinde hazırladığım bir rehber.  Okurlarım benim aylık yorumlarımı bilirler. Yine aynı samimiyette,  onlarla konuşur gibi paylaşımda bulunduğum pratik bir rehber özelliği taşıyor. Ayrıca pozitif ve negatif günlerini, aşk ve parayla ilgili şanslı günlerini önceden öğrenebilecekleri bir takvim bulunmakta. Aşk hayatınızdan iş ve kariyer yaşamınıza kadar hangi ay ve günde nelerle karşılaşacağınızı öğrenerek yaşamınızı yönlendirmenizi sağlayacak bilgilere ulaşabilirsiniz.  

Kitabınızı nereden satın alabilirler?

Maya Kitapçılıktan çıkan 2010 Astroloji Günlüğü kitabımı  tüm Migros satış noktalarında, İnkilap kitapevlerinde, D&R ve tüm kitap satış noktalarında bulabilirsiniz. Ayrıca ucuzlukvadisi.com adresi başta olmak üzere diğer online satış yapan siteler üzerinden de edinebilirsiniz.

Yorumlarınız internette  çığ gibi yayılıyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Yapı olarak sade yaşayan biriyim ben. Astroloji tüm dünyam. İşime aşığım.  Okurlarımla  aramda inanılmaz bir samimiyet ve sıcaklık var. Bu beni fazlasıyla mutlu ediyor. Yorumlarımın seviliyor olmasını samimiyetime bağlıyorum.  Günlük hayatta hangi dille konuşuyorsam canım okurlarımla da o şekilde paylaşımda bulunuyorum. Bu doğal halim, işime gösterdiğim özenim ve disiplinli çalışmamdan söz ediyorlar. Evet bu doğru. Tatil yapmadan 365 gün yazıyorum. Yorulmuyor musunuz diyorlar. Hayır diyorum çünkü ben böyle mutlu oluyor ve dinleniyorum. Ancak büyük bir özen ve dikkatle yazdığım yorumlarımın internet üzerinde ismimi belirtmeden yayınlamaları beni fazlasıyla üzmekte.  Fakat bir taraftan da bu kadar beğenilmesi beni çok mutlu ediyor.

Eklemek istedikleriniz?

Öncelikle köşemize gösterdiğiniz ilgi adına tüm okurlarıma yürek dolusu teşekkürler ediyorum. Ayrıca 2010 Astroloji Günlüğü kitabımla ilgili yorumlarınızın beni fazlasıyla mutlu ettiğini bilmenizi isterim.  2010 yılının başta ülkemiz olmak üzere tüm dünya için barış, esenlik, mutluluk ve huzur dolu geçmesini temenni ederim.

İremsu Astroloji Günlüğü Kitabını Detaylı İncelemek için Tıklayın

İlk Sayfaya Dön

Kaynak: ivillage
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfMükemmel 

Gezegenler, ay, güneş kısacası evrendeki enerjiler hayatımızı, kararlarımızı nasıl etkiliyor?

İnsanoğlu olarak bilinmeyene duyduğumuz merak hakikaten çok fazla. Hepimizin kendimiz hakkında bir şeyleri önceden öğrenmek ve ona göre hayatımızı düzenlemek istiyoruz. Biz danışmanlar dünyayı merkez alarak Güneş sistemindeki gezegenlerin insanlar üzerindeki tesirlerini inceliyoruz. Astroloji 4000 yıldan beri kullanılan bir öngörü sanatı. Eski insanlar Ay ve Güneşin yansımalarının tabiat ve canlılar üzerindeki etkisini gözlemleyerek sonuca varmışlar.  Günümüzde ise herşey bilgi işlem dünyası sayesinde kolaylaştı.  Elimizde gezegenlerin seyirlerini  milimi milimine gösteren astroloji programları bulunmakta.  Bu programlar aracılığıyla edindiğimiz  verileri değerlendirerek öngörülerde bulunuyoruz. Yani yorumlamış oluyoruz.  Kısaca astrologlar gaipten haber veren kişiler değiller. İhtimalleri doğru şekilde değerlendirmesini bilen insanlar. Bu etkinin insanlar üzerindeki yansımasını doğduğunuz gün, ay, yıl, yer  ve doğum saatinize göre hazırladığımız kişisel horoskopunuz vasıtasıyla anlıyoruz.

Günlük, aylık ve yıllık analizler yapıyorsunuz?  Bunları nasıl hazırlıyorsunuz? Nelere dikkat ediyorsunuz?

Elimizde profesyonel danışmanların kullandığı programlar var. Bu program aracılığıyla gezegenlerin hangi rota üzerinde hangi burçta ne kadar süre seyredeceğini saniyesine kadar öğrenebiliyoruz. Ben de bu programlardan yararlanıyorum. Tespitlerimi yaptıktan sonra işin asıl önemli  kısmı yorumlamaya sıra geliyor. İşte burada her danışmanın kendine göre bir yorumlama ve sizlere sunma yöntemleri var. Benim üzerinde en çok durduğum nokta önce sürecin neleri ihtiva ettiğini onlara teknik olarak sunmak ardından yaşanabilecek olasılıkları bildirmek ve sonrasında enerjileri olumlu şekilde kullanmaları için tavsiyede bulunmak ve en son olarak motivasyonlarını güçlendirerek günü, ayı ve yılı güzel geçirmelerini sağlamak.

Güneş burcumuz ile yükselen burç arasında ne fark var?

Güneş burcumuz kişiliğimizin özü, karakterimiz, bilinç yanımız. Benlik duygumuz. Yükselen burç ise ruhun giydiği maske. Eğilimlerimiz, mizacımız, dış dünyaya gösterdiğimiz yüzümüz. Bizi nasıl görmelerini istiyorsak yükselen burcumuzun niteliklerini ifade ederek kendimizi tanıtıyoruz. Fakat asıl gerçeğimiz güneş burcumuzdur.

Günlük burç yorumlarını takip eden biri güneş burcu yorumunu mu yoksa yükselen burç yorumunu mu okumalı?

Genelde bu yorumlar, burcunuzu yükselen gibi kabul edilerek  hazırlanır. Yani Koç burcu olan kişiyi yükseleni koç gibi düşünerek hazırlarız. Bu nedenle önce yükselen burca göre okumanız, ardından ana burcunuzun yorumlarını gözden geçirmeniz gerekir.

Size gelip “gelecekte neler yaşayacağımı söyleyin” diye net cevaplar isteyenler olabiliyordur. Yıldız haritasına bakarak kesin ve net şeyler söylenebilir mi? Yani yıldız haritası kişinin tüm yaşamının bir dökümümüdür?

Astroloji size kesin bir şey söylemez. Yani şu olacak veya bu olacak demez. Bunu ben de söylemem. Çünkü astrolojinin amacı bu değildir. Size ancak geçtiğiniz süreci ve yapılması gerekenleri öneri şeklinde sunarım. Uyarsınız veya uymazsınız. Ancak şu var ki, kişiliğiniz kaderiniz gibidir. Yani o dönemde o enerjiye nasıl cevap verebileceğinizi o süreci nasıl geçirebileceğinizi danışmanınız uyarılarda bulunarak size bildirir.

İremsu Astroloji Günlüğü Kitabını Detaylı İncelemek için Tıklayın

Sonraki Sayfaya Geç

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 11
ZayıfMükemmel 

AstrolojiAstroloji Danışmanı İrem SU'nun, 2010 yılı için öngörülerini içeren "2010 Astroloji Günlüğü" adlı kitabı çıktı.

07 Sep
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 6
ZayıfMükemmel 

Gerçekten Türk dizi tarihinde bir devrim mi bu?

- Evet. Türk dizilerinde kadınla adam çok aşıktır, çok tutkuludur. Ama kadın bakiredir ve ilk kez filmin esas adamıyla sevişir. O da şöyle: Ufak bir öpüşme ve yatağa yuvarlanırlar, çocukları olur. O açıdan bakınca bizimki cesur bir sahne.

Bir de tabii "Oyuncuyum ama kocamı rencide edemem, sevişme sahnesi dışında her sahneyi oynarım" diyenler var.


- Onları anlayışla karşılıyorum ama onlar gibi düşünmüyorum. Beni tek ilgilendiren şu: İnternet denilen bir şey var, bir bilgi deposu, işte orada, ileride çocuğum olursa, onun izlerken utanacağı bir görüntü bırakmak istemem. Tek kriterim bu. Kocamı değil çocuğumu utandırmamak. Bayağı ve avam bir şeyin içinde yer almak beni üzer.

Bu da biraz yönetmenle ilgili bir şey sanki...

- Evet, yönetmene inanıp inanmamak, ona teslim olup olmamak... Ben çok şanlıydım hep kadın yönetmenlerle çalıştım. Onlar seni asla et gibi göstermiyor, bir resmin içinde estetik bir unsur olarak gösteriyor. Aşkı Memnu’nun yönetmeni Hilal Saral, Güz Sancısı’nınki Tomris Giritlioğlu’ydu, Hatırla Sevgili’ninki ise Ümmü Burhan. Sonradan değişti ama ben öpüşme sahnelerini hep Ümmü’yle çektim.

Öyle bir adama aşık olursunuz ki, şahanedir ama böyle bir takıntısı vardır, der ki "Her konuda anlayış gösteririm ama bu konuda gösteremeyeceğim, kimseyle yatağa filan girmeni istemiyorum..." Böyle bir adamla beraber olabilir misiniz?

- Hayır. Derim ki "Kardeşim sen beni bu halimle sevdin, aldın, kabul ettin. Bundan sonra da beni değiştirmeye çalışma, ikimiz de mutsuz oluruz." Kabul ederse ne ala, etmezse güle güle...

Nasıl oyuncular sizi etkiliyor?

- Daniel Day Lewis, Sean Penn gibi kendini değiştirebilenler. Onlara tapıyorum.

Sıkı sık sizi Bergüzar Korel’le kıyaslıyorlar. Onu güçlü bir kişilik olarak değerlendiriyorlar, bir karakter oyuncusu olabilir diyorlar, size lolita...

- Benim artık lolitalığım mı kaldı, kart lolita oldum! 25 yaşındayım. Ama Lolita şahane bir kitap ve şahane iki film, beni hiç rahatsız etmez öyle denmesi...

Rol modelim diye tanımladığınız birileri?

- Bir iki tane öyle kadın var hayatımda. Biri Serap Aksoy. Onun kendi ruhani gelişimine beni de ortak edip geliştirmesini çok seviyorum. Diğeri Nil Gürey, Efe’nin annesi. Onun da gücüne, sabrına ve hayata tutunmasına hayranlık duyuyorum.

Siz kendinize 4 ay sonra sevgili yapmaya çalışıp, beceremeyince o ne yaptı?

- Hiçbir şey. O beni hiç yargılamadı.

Şimdi nasıl ilişkiniz?


- Hayatımıza, sanki her şey normalmiş gibi devam edebildiğimiz bir anda, birbirimizin sesini duyunca, ikimizi de derin bir hüzün kaplıyor. Gerçi eskiden daha fazlaydı, karşılıklı ağlamamak için kendimizi zor tutuyorduk. Hálá birbirimizin sesini duyduğumuzda, söylemediğimiz ama seslerimizin tınısında derinlerde gizli olanları biliyoruz, hissediyoruz.

Bazı insanlar mezarlığa gitmeyi sevmez, bazıları da sık sık ziyaret etmeden duramaz...

- Ben gitmiyorum. Sadece Efe’ninkine değil, kaybettiğim diğer insanların mezarlarına da gitmiyorum. Onların olduklarına inanmıyorum. Tabii ki mezarlara iyi bakılsın, mezarlar temiz olsun, ama maddesel olarak orada değiller, ruhen zaten hiçbir zaman orada değillerdi. Mermerlere tapınmak bana göre değil. Yakılsak ve her şey bitse. Kendim için öyle isterim...

Özel günlerde, ödül gecesi, doğum günü, ölüm günü... Öyle günlerde Efe’yi hissediyor musunuz?


- Evet hissediyorum. Rüyalarıma da geliyor. Bütün bu serüveni aslında o başlattı, bana bir hayalimi teslim etti. Oynadığım her gün ona adanmış...

Senaristlerimiz aldatma konusuyla ilgili Behlül’e şöyle bir diyalog yazmışlardı, benim düşündüğüm şeyi de özetliyor: "Hayatta, başkalarına fazla güvenmeyeceksin. Kendine de..." İnsanın hayatında biri varken, bir başkasına aşık olabilir. Ama onu enayi yerine koymamalı. Ruhen orada değilsen, onu kandırma ve söyle. "Ben gidiyorum" de ve git, diğeriyle ne istiyorsan yaşa...

Kaynak: Ayşe Arman / Hürriyet
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfMükemmel 

"Şimdi alt dudağı öp!" diye bağıran oluyor mu?

- O kadar değil. Ama 50 tane insanın gözünün önünde yaşanan bir an. Sadece seyirciye gerçek, yaşayanlara değil.

Sizin setten birine "Kıvanç’la Beren’in ilişkisi varmış" desek "Hadi len!" der mi?


- Tabii ki der, bütün set söyler! İki insan arasındaki enerjinin değiştiğini herkes hisseder, o saklanabilecek bir şey değildir. Bizde öyle bir enerji yok. Ama tabii bizim ne hissettiğimizden çok, izleyiciye ne hissettirdiğimiz önemli. Ekranda izleyip, "Aralarında müthiş bir elektrik var!" gibi laflar duyduğumda çok da üzülmüyorum, "İşimizi iyi yapıyoruz ki insanlara öyle bir duygu geçiyor" diyorum.

Sevgiliniz gerçekten hiç mi bozulmadı?

- Zannetmiyorum. Zaten ayrılmıştık. Tamamen başka sebepler yüzünden. Bihter’i oynayacağımı biliyordu. Nasıl bir kadın olduğunu da biliyordu. Parterimin Kıvanç olacağını da biliyordu. Niye bozulsun ki?

Karizması çizilmiş gibi hissetmedi yeni...

- Hiç zannetmiyorum. Çok tutkulu bir öpüşme ya da sevişme sahnesini çektiğiniz zaman, biraz da kendinizi kötü hissederek, kırık dönüyorsunuz eve. İyi bir sevgili, "Eyvah benim karizmam çizildi"den ziyade, "Partneri nasıl davrandı? Bugün sette öpüşürken kendini kötü mü hissetti? Soyunurken ne oldu?" gibi şeyler düşünür. Hele bir oyuncuysa, empati yapar. Çünkü gerçekten kolay değil. Biz de robot değiliz, bir şey hissetmiyoruz ama 50 tane sana bakan gözün önünde öpüş, seviş...

Sahne nasıl yönlendiriliyor?

- Baştan mizansen belli oluyor. Yönetmen kameranın nerede olacağını ve nasıl bir şey çekmek istediğini anlatıyor. Sonra bizi kendi halimize bırakıyor. O anda çok müdahale olmuyor. Bu tür sahnelerde dışarıdan gelecek her komut, o ana seni daha çok yabancılaştıran bir şey...

Kıvanç güzel bir adam. Daha çirkin bir adam tarafından öpülmekle, güzel bir adam tarafından öpülmenin oyunculuk açından bir farkı var mı, yok mu?

- Yok tabii. Sen seçmiyorsun ki. O öyle bir şey değil...

İnsan dişini fırçalıyor mu?


- Elbette. O saygı çok önemli. Yediğin şeye de dikkat ediyorsun, o gün bir sevişme sahnesi çekeceğini, öpüşeceğini aklında tutuyorsun. Sigara içen insan, içmeyene özen gösteriyor. Bu tür şeylere özen göstermeyen oyuncular olduğunu duyuyorum. Tamamen alakasız olduğun biriyle öpüşmek zaten zor, daha da zorlaştırmanın manası yok.

Bazen insan aç olabilir, ağzı kokabilir ya da dişinde sorun olabilir...


- İşte o durumlar işi iyice sevimsizleştiriyor. Allah’tan benim partnerlerim bu konuda hep özenli oldular. Ben de elimden geldiğince özen gösteriyorum.

Peki sonra hayat normal devam edebiliyor mu? Ne de olsa bunlar Türk erkeği. "Bu kadını da öptüm!" filan diyorlar mıdır içlerinden?


- Valla, onlara soracaksınız.

Peki tahrik oluyorlar mıdır?

- Bilmiyorum. Bazen öpüşme sahnelerinde dudaklar çekiliyor. İzleyici bizi yakın görüyor, zannediyor ki bedenen de yakınız, oysa o esnada o iki beden birbirinden uzak. Bazen başka numaralar da çekiliyor...

Ne gibi?

- Vücutlarımızın arasına yastık konuyor. Yani saygı sadece diş fırçalamakla olmuyor, bu tür şeyler de yapılıyor. Zaten öteki türlüsü taciz olur.

Yani Meltem Cumbul size sinir olmuyor..

- Tabii ki olmuyor. Sizin gazeteci arkadaşlarınız bunları uyduruyor, millet de doğru zannediyor.

Ama sizin arkadaşlarınız da "Arkadaşız" diyorlar, sonra sevgili çıkıyorlar...

- İyi de belki o zaman gerçekten arkadaşlar. İki insanın sevgili olabilmesi için önce arkadaş olmaları gerekmiyor mu?

O zaman siz de Kıvanç’la şu anda arkadaşsınız ama ileride sevgili olabilirsiniz!

- Bunun bir haber değeri yok, sizinkiler "Yakaladık... Birlikteler"i seviyor. Öyle bir şey yok.

Siz de bu son sevişme sahnelerinizi başarılı buldunuz mu?


- Buldum. İzlediğim zaman estetik olduğunu düşündüm. Hiçbir şey görünmüyor ama her şeyi anlatıyor.

Röportajın 4. Sayfası için Tıklayın!

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 22
ZayıfMükemmel 
Seda Sayan

Kanal D yeni sezonda "Susma" isimli programlarıyla ekranlarda yer alan ve sabah programını bırakan Seda Sayan ve program yapımcısı Kadir Çelik'le röportaj.

Web Tasarım: Optimum                                                                                                                       Hakkımızda     Reklam     İletişim     Facebook   Site Haritası  Yüksek Topuklar ; Günlük Burç , Tarot Falı , Günün Modası , Yemek Tarifleri2012 Gelinlik Modelleri , Ev Dekorasyonu, Saç Modelleri Kampanya