Gözümüz görmeyince katlanabiliyoruz ama inadına gözlerimizi açıyoruz ve algılarımızı… Öyle ya algıda seçicilik var; bizse çoğunlukla acı verecek seçimler yapıyoruz. Zaman geçiyor, anlıyoruz ve kendimizi kendi gözümüzde haklı görmek için çabalıyoruz. Yani bu aslında baştan yapman gerekeni en sonunda yapman ve yorulman anlamına geliyor… Zor olanı omuzlarımıza yüklemekten korkmuyoruz, çünkü ne kadar dayanıklı olduğumuzu sınamak istiyoruz ama sonunda ne kazanacağımızın bir önemi yok, bazen de bile isteye ateşe yürüyoruz.
Ben, öyle çok adım attım ki kor ateşler üzerinde; ayaklarımın yanmasından gurur duydum: ne büyük aptallık! Oysa pamukla döşenmiş yollar varmış, yürürken yormazmış ve yakmazmış. Ben, yanayım istedim; bileyim ki ne kadar yanabiliyorum… Öğrendim de ama nerede, ne zaman işime yarayacak henüz kestiremiyorum… Kısmet mi demeliyim yoksa çizdiğim yoldan topladıklarım mı?
Neden anlatıyorum şimdi, ne demek istiyorum? Biliyorum, birazdan siz de bileceksiniz… Dünya küçük demiştim ya hani an geliyor ve Cihan’dan bir haber alıyorum. En yakın arkadaşlarımdan birinin arkadaşı; Cihan’la birlikte olmaya başlamış. Gel zaman git zaman geçmişte olanlar konuşulmuş. Benim de kulağıma geldi, o uğruna sağlığımı kaybettiğim Cihan var ya “eski sevgilim çok salaktı” demiş. “Depresifti, intihara meyilliydi ve kendini hep kurban gibi sunardı bana” demiş. “Onunla birlikteyken çok yoruluyordum, yetişemiyordum ve üstüne bir de beni terk etti” demiş. Yeni sevgilisi ise “bazı kadınlar ne aptal, inanamıyorum! Cihan gibi bir adam terk edilebilir mi, yorulabilir mi? Pamuklara sarmak gerek” demiş. Anlaşılan ikisi de beni meze yapmış…
Herkes konuşabilir, birtakım sözler sarf edebilir ama bu neden Cihan ve neden o kadın? Acımadım, beni acıtmadı da biraz burkuldum gibi… Ayıp değil midir biten bir ilişkinin arkasından konuşmak? İyi ya da kötü; yeniye eskisinden söz etmek? Ben ki şirkette yeni işe başlayan birinin, sürekli eski işinden bahsediyor olmasını bile etik bulmuyorum; sevgililikte bunlardan konuşulur mu?
Ben, şimdi tüm bu konuşmalara acı acı gülümseyerek bakıyorum… Yazık ki yeni başlayan, tazecik ilişkilerinde paylaşacak hiçbir şeyleri kalmamış ki söz, bana kadar gelebiliyor… Gülecek, ağlayacak, susacak, mutlu olacak, üzülecek duyguları yok ki Feraye’nin aklından, zekasından, tutumundan, bakışından söz ediliyor ve sözleri bana kadar geliyor… Dünya küçük de bazı insanların kalbi; dünyadan da küçük…
Biraz öfke, biraz pişmanlıkla birlikte şöyle düşünüyorum: evet, kesinlikle eski sevgilisi yani Feraye çok salaktı; Cihan’a âşık olduğu, kalbini teslim ettiği ve mutlak bağlılıkla hayatına karıştığı için… Evet, kesinlikle eski sevgilisi çok salaktı! Ve fakat adama demezler mi “madem bu kadar salaktı, senin onunla ne işin vardı?” diye… Demiyorlar demek ki… Öyle değil mi? Sen, doğruysan; eğriyle ne işin var? Sen pişmişsen; çiğle ne işin var?
Feraye Demir
Yüksek Topuklar – Köşe Yazarı
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız







Yorumlar
Kusura bakma ama sende degil asla salaklik! Kesinlikle bu ikisinde ! Eger bunlari okuma imkaniniz varsa siz ikinize sesleniyorum. çok midesiz insan disi kisilermissiniz ! Feraye Hanimin verdigi degeri anlamayacak kadar insanliktan bihabermissin cihan...