Neden Yaptın?

Tıklayın! Güzelliğinizi Ortaya Çıkarın!
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 15
ZayıfMükemmel 

NedenGeç bir saatte senden bir mesaj gelmişti: “yeni evimin anahtarlarına bakıp gülümsüyorum” yazıyordu telefonumun ekranında. Hemen seni aradım, “yeni evin de senin için gülümsüyor” diyebilmek için. Ulaşamadım, bir kere daha aradım ve yine ulaşamadım. Şarjının bitmiş olabileceğini düşündüm. Seni düşündüm, birlikte yaşadığımız kısacık zamana dünyaları sığdırdığımızı gördüm. Gurur duydum!

Uyandım, seni aradım ulaşamadım. Her saat başı seni aradım. “Aradığınız kişiye ulaşılamıyor” diyen kadını öldürmek istedim! Tam 3 gün geçti, kocaman 3 gün! İçime kopkoyu bir acı çöreklendi. Senin için ve kendim için telaşlanmaya başladım. Ölmek istedim! Telefonunun kapalı olmasına dair iyi ihtimallerim giderek azalıyordu. İnanmak istemediğim o kadar çok kötü senaryo geldi ki gözümün önüne nefes alamadım!

Senden haber alamadığım 4. Günün sonunda telefonunu açtın. Konuşurken öyle rahattın ki sanki az önce yanımdan ayrılmış gibiydin. 4 gün boyunca ortadan yok olan sen değildin sanki… Çok garip ama kendimi bir anne gibi hissediyordum. Sokaklarda saatlerce çocuğunu arayıp bulamayan ve kendini berbat hisseden; akşam olup çocuk sapasağlam eve geldiğinde önce sarılıp sonra çocuğuna bağıran, döven bir anne gibi…

Sana nasıl davranacağımı, ne soracağımı bilemiyordum. Acilen görüşmemiz gerekiyor, hemen buluşalım dedim. Sen geldin, yüzünde aydınlık; gözlerinde pırıltılar vardı. İlk defa senin mutluluğuna üzüldüm. Sen yoksun diye ben kahrolurken, sen mutluydun… Yanında kocaman bir bavul vardı. Nereden geliyorsun, neden gittin diye sordum. Biraz dinlenmek için Marmaris’e gittiğini söyledin. Bana haber vermeden, benden kaçarcasına gittin… Beni bırakıp gittin. “Lütfen doğruyu söyle, buna inanmak istemiyorum” dedim. “İnanmayacak ne var ki evet gittim” dedin. Hava karardı, omuzlarıma dünya çöktü…

İlk defa yanından uzaklaşmak istedim. Hayret ediyordum. Nasıl olur da sevdiğim kadın bana haber vermeden 4 gün ortadan kaybolur, dönüp geldiğinde rahat davranabilir diye düşünüyordum. Evet, çok net bir yanıt vardı ortada. Sen, benden yorulmuştun. Benden kaçıp dinlenmek istedin. Yüzündeki ışıltının sebebi de benim yokluğumdu… Ne acı!

Seni bekleyen yeni evine bir kere olsun gelmedin. Şimdi hazır hissetmiyorum diyerek erteledin. Seni ikna etmeye çalıştığımda sesin; güçlü dalgalar gibi yüzüme çarptı, istemedin… Ne yapsam olmadı… Seni nasıl mutlu ederim, nasıl yanımda tutabilirim bilmiyordum. Elim ayağım birbirine dolaşmıştı.

Öyle bir hale gelmişti ki ilişkimiz, kendimi hadım edilmiş bir harem ağası gibi hissediyordum. Bedenin yanımdaydı ama ruhun değil. Seni bana karşı koruyan cam bir duvar var sanki etrafında… İstiyorum ama dokunamıyordum… Hadım edilmiş bir harem ağası gibiydim…

Bir gün yanıma geldin, “olmuyor” dedin ve gittin. Neden yaptın bilemedim… Neden yaptın Feraye?

**

Aşkının büyüklüğü altında ezildim. Aslında öyle olmadığım halde dünyanın en özel kadını gibi davranıyordun bana. Sen güzeldin, eksiksizdin. Ben kusurluydum, çirkindim. Bir kadın olarak nasıl giyinmem gerektiğini bile senden öğrenmiştim. Hayatı bilmiyordum, senin bildiklerine öfkeleniyordum.

Kendimle çelişiyordum. Senin hayata bakışını, tecrübelerini, konuşma şeklini, kullandığın kelimeleri kıskanıyordum. Sana âşık mıydım yoksa hayran mıydım anlayamıyordum.

Eksikliklerim samimiyetimi de çaldı. Yanında kendim gibi olamıyordum. Sürekli kendimi kontrol etmek zorunda hissediyordum. Nasıl yemek yediğimi, nasıl konuştuğumu, kimlerle görüştüğümü… Senin sosyal statüne uygun bir kadın olmaya çalıştıkça çekilmez bir kadın haline geliyordum.

Marmaris’e giderken senden mi kaçtım yoksa kendimden mi bilemiyordum.

Senin artık olmayacağını gördüğümde hafiflemiştim. Kontrollü olmama gerek yok, içimden geldiği gibi yaşayabilirim diyerek seviniyordum. Benim bilmediklerimin tek suçlusu seni görüyordum ve artık suçlu olmadığına göre suç da yoktu.

Sen gittin.

Ben takıldım, tökezledim, yere düştüm. Elim kolum yara içinde kaldı. Meğer ne kadar korumasızmışım. Meğer yağmur ellerin bana güç verirmiş…

“İçme artık sana zarar veriyor”, “çatal ve bıçağı doğru kullanmalısın”, “daha alçak sesle konuşmalısın”, “söylediklerin ve yaptıkların birbirini tamamlamalı” ve daha birçok sözünün beni büyütmek için olduğunu üzülerek gördüm. Ben, komplekse girmek yerine hayatı seninle öğrenebilirdim.

Sevişmek ancak seninle olduğunda törenmiş, güzelmiş. Tenlerimizin birbirine kavuştuğu anlar cennetle eşdeğermiş. Parfüm kokusu ancak seninle karıştığında büyülermiş. Sadece sen mutluluktan gözlerimin dolmasını sağlayabilirmişsin. Sadece sen ciddi bir şey konuşurken “pardon” diyerek beni güldürebilirmişsin. Sadece sen, senin dediğin gibi “beni yalnız sen mutlu edermişsin”

Sen gittiğinde anlamamıştım, yüreğim sıcaktı. Elim yeni kesilmiş, kanıyordu. Acısını hissetmiyordum bu yüzden… Günler geçtikçe elim sızlamaya başladı. Yaraya dönüştü, kabuk tuttu. Yüzüme her baktığımda, her dinlediğim şarkıda, gittiğimiz her yerde yaranın kabuğunu kopardım. İyileşmedin, hiç iyileşmedin. İstemedim iyileşmeni. Canımı acıtsan, ağlatsan bile benimle olmanı istedim. Senden bana kalan bir iç sızısı olacaksa da varsın öyle olsun dedim. Sadece biliyordum ki yaranın sebebi de ilacı da senin aşkın…

Aramaya cesaretim olmadığı için sana bir mail gönderdim. Özlediğimi ama çok özlediğimi yazdım. Cevap gelmedi. Bir kere daha yazdım. Cevap gelmedi. Henüz maillerini okumamış olduğunu umut ediyordum. Kendimi iyi hissettiğim bir sabah senden gelen maili okudum. “Yaşadıklarımızın özelleştirecek bir tarafı yok, histerik bir dönemdi” yazmıştın. Ölmek istedim!

Eğer o beni istemiyorsa ben de onu istemiyorum, döktüğüm gözyaşına yazık dedim. Zaten aptallık bende aşkı küçümseyecek bir adamı özlüyorum dedim. Ağladım çok ağladım. Kendi kendimi yalanlarcasına seni özlemeye devam ettim. Kalbim sızladı adını her andığımda...

Rüyalarımda gördüm, kokunu duydum, bana dokunduğunu hissettim sen yanımda değilken, senden haber almaya çalıştım, sesini duymak istedim. Ölmek istedim!

Hayatımda ilk defa bir erkeğin arkasından kurduğum düşlere ağıt yaktım, ağladım.

Aylar geçti.

Zaman ilacımdır, bu özlem azalacak dedim. Her yeni günle sana duyduğum özlem biraz daha arttı. Yanıldım.

Hep dua ettim. Bir kere olsun O’nu göreyim. Bir kere olsun kokusunu duyayım istedim…

Karşımdasın…

Bu aşk olmalı!

Feraye Demir
Yüksek Topuklar


GÜNÜN KIYAFETİNE BAKTIN MI? TIKLA!!

Bu Yazıyı Facebookta Paylaş

 


♥ Benzer Yazılar ♥


Yorum ekle

Tık Tık

Buraya Tıklayın!

Üye Olun!

Yüksek Topuklar'a Katılın!

Üye Girişi

YT Mağaza

Reklam

Bugün Ne Giydim?

Günün Modası

Köşe Yazarları

Yarım Hikaye

Feraye DemirFeraye Demir

Susarak Özlüyorum!

 

Önce İnsan

Şule TomkinsonŞule Tomkinson

Kadın Sünneti

 

Hayata Dair

Figen BıyıkFigen Bıyık

Benim de Aşk Haklarım Var!

 

Mavi Gibiyim

LeylaLeyla Altaçlı

Saplantılı Bir Aşık!

Şimdilik

BurcuBurcu Altın

Kör Noktalar!


Oyunlar

Reklam

Güzellik

Reklam

Burç Yorumları

Reklam
|True Cover | Rejene | Ellezza |