Eski Sevgilim Evleniyormuş!

Tıklayın! Güzelliğinizi Ortaya Çıkarın!
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 14
ZayıfMükemmel 

İçimden dualar ederek müdürün odasına doğru yürüdüm. Haftalardır süren geç kalmalarımın bedelini işten kovularak ödeyecektim. Kapıyı tıklattım, içeri girdim. Konuşurken mangalda kül bırakmayan ben, Erdem Bey’in karşısında donup kalıyorum.

- Feraye, bu sabah neden işe geç kaldığını sormayacağım. Hayal gücünü etkin kullanıyorsun. Kedim doğum yaptı, annemin şekeri yükseldi, işe gelirken yolda kayıp düştüm gibi bahanelerle çığır açıyorsun. Senden tek ricam, geç kalma konusunda kullandığın hayal gücünü yaptığın işe yansıtman.

- Özür dilerim Erdem Bey, bundan sonra dikkat edeceğim.

Odadan çıktığımda hem işten kovulmadığım için mutluluk hem de afyonum laf geçirmelerle patladığı için utanç duyuyordum. Aslına bakarsanız Erdem Bey’in söylediklerine hak veriyorum. Kim işe sürekli geç kalan birini yanında çalıştırmak ister ki? Kredimi tamamen tüketmeden gidiş geliş saatlerime çeki düzen vermeliyim. Eve gidince saatimi düzelteyim. Sabahları erken uyanmak için 10 dakika ileriye almıştım. Alarm çaldığında aman nasıl olsa daha 10 var diyerek uyumaya devam ediyor ve yine işe geç kalıyordum.

Odama geçtim. İlk kahvemi kimse engelleyemez diye düşünürken cep telefonum çalmaya başladı. Ekranda, bir zamanlar sevgilim olan ama şimdi nefret bile etmediğim yontulmamış adamın numarası vardı. Ayrıldıktan kısa bir süre numarasını telefonumdan silmiştim ama hafızamdan silememişim.

Sabahın köründe benimle ne işi olabilir, pişman ve af dilemek istiyor olabilir mi diye düşündüm. Ne güzel olurdu aslında. Benden ayrıldığı için acı çekse, her gece içse, bilinmeyen numaradan arayıp sesimi dinleyip kapatsa, ortak arkadaşlarımızdan kötü haberlerini duysam, sürünse! Issız Adam filmiyle günümüze taşınan “Anlamazdın” şarkısını biliyorsunuz değil mi? “Dilerim ki mutlu ol sevgilim, ben olmasam bile hayat gülsün sana” Benim yanımda olmayan adam neden mutlu olsun ki? Tekrar söylüyorum, sürünsün! Aklımdan ışık hızıyla geçen ego süslü düşüncelerden sonra tok bir sesle telefonu açtım.

- Merhaba Feraye, nasılsın?

- İyiyim.

- Seni neden aradığımı merak ediyorsundur.

- Hayır

- Olsun ben yine de söyleyeceğim. Pazar günü evleniyorum. Hem de Burçak’la. Hani bir zamanlar en yakın arkadaşın olan Burçak.    Sen, ortak arkadaşımız olduğun için düğünümüze gelmek isteyebilirsin diye düşündüm. Çırağan Sarayı’nda saat 9’da başlıyor.

- Nazik davetin için teşekkür ederim Ömer. Pazar günü için önceden belirlenmiş bir planım var. Size mutluluklar dilerim.

Telefonu kapatıp burnumdan solumaya başladım. Gözümün önünde ne varsa hepsini yere fırlatmak istiyordum. Odamdaki her objenin üzerinde Ömer ve Burçak’ın lanet olası suratlarını görüyordum. Adi herif! Aklınca benim canımı yakmaya çalışıyor. Allah kahretsin, istediğini yapıyor!

Tüm Yazılarımı Okumak için Tıklayın

Feraye Demir
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız


GÜNÜN KIYAFETİNE BAKTIN MI? TIKLA! 

Bu Yazıyı Facebookta Paylaş

 


♥ Benzer Yazılar ♥


Yorum ekle


Günün Kıyafeti

Günün Modası

Köşe Yazarları

Yarım Hikaye

Feraye DemirFeraye Demir

Bir Dokun Bin Ah İşit!

 

Önce İnsan

Şule TomkinsonŞule Tomkinson

İşyerinde Taciz

 

Hayata Dair

Figen BıyıkFigen Bıyık

Etiketler ve Kategoriler

 

Şiir Gibi

FerayFeray Dayaç

Bir Eylül Sabahı

Karşı Yaka

OzanOzan Yılmaz

İstanbul Hatırası

 

Ege Sahilleri

Burcu AltınBurcu Altın

Beylik Laflara Gerek Yok

Mavi Gibiyim

LeylaLeyla Altaçlı

Saplantılı Bir Aşık!


Oyunlar

Reklam

Güzellik

Reklam

Burç Yorumları

Reklam
|True Cover | Rejene | Ellezza |