Kabanımın kollarında çiçekli düğmeler, sol tarafımda Adnan varken; Ah güzel Ahmet Abimin yanımdan ayrılıp Tünel’e doğru yürümeye başladık. Ne ben, “gelmek ister misin?” diye sordum; ne de O, “gelebilir miyim?” diye sordu. Sustukça, konuştuk; konuştukça yürüdük…

Aşkla anlatıyorum, kucağıma teslim edilmiş bebek gibi görüyorum, hiç durmadan özlüyorum… Peki, nereden geldi Adnan? Kim bu adam? Ben de merak ediyorum: şimdiye kadar nerelerdeydi, neden beni bu güzellikten mahrum bıraktı? Cevabını henüz bilemiyorum ama size tanıştığımız günden bahsetmek istiyorum yani miladımızdan…

16 Oca

Yanına giderken, bileğime saat takmıyorum. Biliyorum ki zaman, uzunluğunca ve derinliğince ilerleyecek, akrep ve yelkovan bana düşmanmış gibi birbirini kovalayacak…

Güneşin, yağmurun ve rüzgârın ustalıkla birleşip toprağın altından gün yüzüne, oradan da gökyüzüne kavuşturduğu çiçekler gibi ruhumu, zihnimi, tenimi, gözlerimi sonsuzluğa kavuşturan, bana dünyada cenneti gösterensin…

29 Ara

Uykusuna kanmadığım bir gecenin sabahındayım. Penceremden, ruhuma sızan güneş ışıklarıyla yıkanıyorum. Bir şarkıyı anımsıyorum, kalbimin duvarlarında yankılanıyor.

26 Ara

İnanamıyorum! Tam 10 gündür burada değilim. Yorumlarımı ve maillerimi okumuyorum. Bugün, bugün olmazsa yarın, yarın olmazsa sonraki gün diye öteleyerek yazmıyorum. Genel yayın yönetmenimiz Arzu; beni işten kovmadan harekete geçsem iyi olur değil mi?

16 Ara

Küçücük, minicik, içi dolu mutluluk kedi evime taşındım! Kapılarla ikiye bölünmüş salonumun bir tarafını çalışma ve okuma odasına dönüştürdüm. Bir duvardan diğerine uzanan kütüphanemde, dostlarım yani sevdiğim yazarların kitapları var.

04 Ara

Kendimi, dünyanın en şanslı insanı olarak ilan ediyorum çünkü meleklerim var! Galata’daki evi, Elif’e sorarak kiraladıktan sonra “tamam, iyi yaptık da ben eşyaları nereden alacağım? Bak bir de temizliği var, tek başıma nasıl yapacağım?” diye diye başının etini yedim.

28 Kas

Yerleşik yaşamın konforunu sürerken ve yeni bir eve taşınma fikri inanılmaz cazip görünürken; meğer ne kadar zormuş! Aman Tanrım, cidden evin eksiği bitmiyormuş.

19 Kas

Ve ben, yeniden İstanbul’dayım. Central Park’ın ilkbahar sabahında Cihan’ı uğurlamakla, kalbimin büyüdüğünü hissediyorum. Anlayabilmek, kendimi görebilmek, karar verebilmek için tanımadığım bir ülkede olmam gerekiyormuş. Gökyüzünün mavi, ağaçların yeşil olduğu dünyanın varlığına inanabilmek için uzaktan bakmam yeterliymiş…

Göz kapaklarım, güneşin doğuşunu bekleyemeden açılıyor. Önce tavana sonra odaya bakıyorum. Koltuğun kenarına asılmış bornozum, aynanın önüne saçılmış makyaj malzemelerimi görünce nerede olduğumu anlıyorum, yabancılığımı üzerimden atıyorum.

15 Kas

Nadiren yüksek topuklu ayakkabı giyerim. Sırtım dikleşir, boyum yükselir ve her zamankinden daha alımlı yürürüm. Merdivenleri çıkarken, adımlarımın sert seslerini duyarım. İşte, tam bu sırada etrafımdaki insanların bana baktığını düşünüp utanırım.

28 Eki

İnsanın canını en çok sevdikleri mi acıtır yoksa sevgisinden emin olamadıkları mı? Ailemden tek kalanım, babamdan emanetim dediğim annem; bin sözüyle bin ahı bir arada verdi kucağıma. Ne yapayım ben onları? Camii avlusuna bıraksam; alan olur mu?

«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»
Sayfa 1 - 11

Web Tasarım: Optimum                                                                                                                       Hakkımızda     Reklam     İletişim     Facebook   Site Haritası  Yüksek Topuklar ; Günlük Burç , Tarot Falı , Günün Modası , Yemek Tarifleri2012 Gelinlik Modelleri , Ev Dekorasyonu, Saç Modelleri Kampanya