| Uçurtma Avcısı |
|
|
Her ne kadar geçmiş pençeleriyle kendine bir çıkış yolu açmayı becerse de. Şimdi düşününce, o boş sokağa son yirmi altı yıldır baktığımı fark ediyorum” paragrafıyla başlıyor yaklaşık iki sene New York Times’ın en iyi satanlar listesinde kalmayı başaran ve bugüne kadar 42 dünya diline çevrilen kitap: ‘Uçurtma Avcısı’. Kitabın ilk yarısı hiç hatırlamadığımız bir Afganistan portresi sunuyor okuyucuya. Uzun yaz günlerini okulda ‘harcayan’ Kabilli erkek çocuklar kışları evlerinde sıcak sobanın yanında o büyük uçurtma yarışı gününü hayal ederek geçirirlerdi Sovyet savaşından ve Taliban’dan önce... Rengarenk hazırlanan uçurtmaların iplerine cam kırıkları yapıştırılır ki diğer uçurtmaların iplerini kesebilsin. Kesilen ellerse hiç mevzu bahis edilmez, hatta çocuklar yaz gelip de okula döndüklerinde birbirlerine ellerinde kalan yara izlerini gösterip gururlanırlar, savaş yaralarını gösteren askerler gibi… Uçurtma yarışlarında başarılı olabilmek uyumlu iki kişilik bir ekip gerektirir: bir kişi uçurtmayı kontrol edip diğer uçurtmaların iplerini keserken; diğeri de yere düşen uçurtmaları ‘avlar.’ Yere son düşen uçurtmanın ekip tarafından ele geçirilmesi gerekir ki uçurtma yarışı şampiyonu gerçek bir şampiyon olabilsin. Kitaba adını veren uçurtma yarışlarının kahramanları Emir ve Hasan, monarşi döneminde aynı evde büyümüş, aynı sütanneyi emmiş iki erkek çocuk; ancak toplumdaki statüleri birbirinden oldukça farklı: Emir zengin ve tanınmış bir iş adamının oğlu, Hasan ise hizmetkarın oğlu. Emir, Afganların en üst sosyal grubunu oluşturan Peştun etnik grubuna mensupken; Hasan, sürekli itilip kakılıp aşağılanan bir Hazara. Emir okula giderken, Hasan evde kalıp babasıyla birlikte ev işlerini yapıyor, okuma yazma bilmezr. Hasan’ın en büyük zevki, keyfi geldiğinde Emir Ağa’sının ona Şahname’yi okuması… Emir; melankolik, kendine güvenmeyen, içine kapanık bir çocuk. Annesi Emir’in doğumu sırasında ölmüş, çocuk aklıyla babasının kendisini bu yüzden hiç affetmediğini düşünürken sürekli ilgisini üzerinde toplamak için çalışır. Hasan ise dürüst, sıcakkanlı, hayatı seven bir çocuk, doğuştan tavşan dudaklı... Hasan ve Emir her ne kadar her şeyi birlikte yapsalar da Hasan’ın kayıtsız şartsız bağlılığı ve dürüstlüğü Emir’de yok. Her fırsatta Hasan’ın ona bağlılığını sorgulayıp test ederken aslında kendi özünden de gittikçe daha çok uzaklaşır… Ve bir gün, Emir’in şampiyon olduğu uçurtma yarışı bitiminde korkunç bir olay gelir Hasan’ın başına ve Emir sadece o dar, çıkmaz sokakta durup olanları seyreder; kendisi için her şeyi göze alan çocuk için o, kılını bile kıpırdatmaz, sessizce kaçıp gidiyor o dar, çıkmaz sokaktan; ardından bütün hayatı değişir. Önce Hasan ve babasının evden ayrılıp gitmesi, Sovyet işgali, Emir ve babasının Afganistan’ı terkedip Kaliforniya’ya taşınıp yepyeni, alışılmadık bir yaşam sürmeye başlamaları… Geçmişin hayaleti yirmi altı yıl boyunca Emir’in peşini bırakmaz, geçmiş hafızasını zorladığında midesi alt üst olur, huzursuz bir adama dönüşür, uykusuzluk hastalığına yakalanır… Günün birinde Afganistan’dan gelen bir telefonla geçmişin diyetini ödemek üzere Kabil’e doğru yola çıkar… Bu kez bambaşka bir Kabil’le karşılaşacağının farkında bile değildir... Yazar Khaled Husseini ilk kitabı ‘Uçurtma Avcısı’nda Sovyet Savaşı’ndan önceki Afganistanı anlatmak istediğini belirtip ekliyor “Batı’daki bir çok insan için Afganistan Sovyet Savaşıyla ve Taliban’la eşanlamlı. Oysa ben insanlara Afganların on yıllar boyunca barış ve huzur içinde yaşamış olduklarını anlatmak istedim.” Ayrıca yazar romanı yazma fikrinin Taliban rejiminin uçurtma uçurtmayı yasaklamasıyla oluştuğunu belirtiyor. Kitabın hikayesi son derece dokunaklı: ayrıca iyi düşünülmüş ve çok duru bir dille yazılmış. Afganistan’ın güneşli günlerini, Sovyet işgalini, sonra Taliban rejiminin ilk başta sevinçle karşılanmasını, Bamyan’daki buda heykellerinin yıkılmasını, savaş alanlarına dönüşen sokakları görür gibi oluyor; acıyı en derininizde hissediyorsunuz. 2007 yılında sinemaya da uyarlanan filmi görmeden önce kesinlikle okunması gereken bir kitap Uçurtma Avcısı. Eğer çok uzun süredir ‘Beni derinden ektileyen bir kitap okumadım’ diyorsanız kitaptan hemen bir tane edinmelisiniz. Hep ‘masum’ diye adlandırdığımız çocukların birbirlerinin hayatında ne onulmaz yaralar açabileceğinin ve aslında sanıldıkları kadar masum olmadıklarının hikayesinden yola çıkan ‘Uçurtma Avcısı’ kah Kabil’in tozlu sokaklarında kah vicdanınızın girdaplarında dolaştıracak sizi. Emir’in acısı sizin acınız, pişmanlığı sizin pişmanlığınız olacak. ‘Uçurtma Avcısı’nı çok uzun süredir rastlamadığınız gerçekçi ve dokunaklı hikayesi ve akıcı diliyle elinizden bırakamayacak, soluk soluğa okuyacaksınız.. Şule Bayrak Yüksek Topuklar
|
Yüksek Topuklar'la iletişim için, iletisim@yuksektopuklar.net e-posta adresini ya da buradaki iletişim formunu kullanabilirsiniz.
Yorumla
2008-12-1216:19:34 Ben Bu kitabı okudum mühtiş bi kitap + bide filmi var oda güzel anlatırım ama okumayanlara ayıp olur okuyun daha ii yi anlarsınız birde kelebek diye bi kitap var oda çok güzeldir onada bakın Çok Güzel 2 kitap çok güzel dir ii okumalar ii seyirler
2008-12-0217:33:02 Gercekten cok guzel bir kitap, ama keske daha fazla kitap tanitimi yapilsa sitede.
2008-11-3020:49:43 okuduğum en muhteşem kitaptır. ayrıca aynı yazarın son kitabı bin muhteşem güneşide tavsiye ederim.olağanüstü
2008-11-2715:08:16 Okumakdan çok keyif aldığım ve arşivimde özellikle yer alan muhteşem bir kitapdır..
2008-09-1710:49:24 Okumak icin sabirsizlaniyor um, harika bir anlatim olmus.