05 Ara
Ağlamayı Unutmuş Kadınlar!
Kategori İlişkiler
 
yazı boyutu decrease font size increase font size
Öğeyi Oyla
(15 oy)

30’lu yaşların ortalarını geçmiş, özgür ve ayakları üstünde duran kadınlar, sahip olduklarına sıkı sıkı bağlanırlar. Onları elde etmek için çok acı çektiklerinden olmalı…

 

Bir erkeğin baskısını taşımaya, ona muhtaç olmaya dayanamazlar. Aslında hepsinin içinde, kurtarılmayı bekleyen bir genç kız yaşar ancak bunu kendilerine bile itiraf etmekte zorlanırlar. Ben de o kadınlardan biriyim.

 

Özgür ve başarılı kadın imajımızı korumak için, bazen kadın yanımızdan ödün veririz. Yaşamın ağır sorumlulukları altında ezilip gitmemek, biraz da bu duruşa bağlıdır. Erkekleşiriz! Dik durmak, her olayın altından tek başına kalkabilmek, acil durumlarda soğukkanlı olmayı başarmak ve bütün kararları yalnız almak gibi sorumluluklarımız var.

 

Aslına bakarsanız, hepimizin içinde pek çok kadın yaşıyor. Dışarıya gösterdiğimiz yüzümüz olan kadın, gerçekten güvendiğimiz ve sevildiğimiz bir adamın yanında ortaya çıkan kadın, iş yerindeki sert ve otoriter kadın, ailemizle birlikteyken ortaya çıkan kadın, bu kadınların hepsi içimizde var. Fakat hayatın getirdikleri yüzünden bazen birkaçını geri plana itmek zorunda kalıyoruz.

 

Bence bilinçaltında kandırılmak korkusu yatıyor. Hele bir de, aşkın bıraktığı yaralar arasında ihanet varsa, bu korku daha da perçinleniyor. Birisinin bizi aptal yerine koymasındansa, yalnızlığı tercih ediyoruz.

 

Bu noktaya da boşuna gelinmiyor aslında. Bu tarz kadınların hayat hikayelerine şöyle bir göz atsanız, hepsinde büyük ve ağır darbeler fark edersiniz. Kabuk bağlamış yaraların, gece yarılarında kan sızdırdığı kalpler, kendinden bile kaçmayı becerir. Bu kadınları ağlarken zor görürüsünüz. Gözyaşlarını saklamayı, gururla eş tutan kadınlar; öyle bir gün gelir ki, ağlamayı da unuturlar.

 

Bir kadın, aslında çok kadındır. Dışarıya hangi maskeyle çıkmış olursa olsun, içinde hem küçük bir kız çocuğu, hem seksi ve vamp bir kadın uyuyordur. Baktığınız kadında ne görebildiğiniz, sizin yeteneğinizdir. Bir kadını anlamak, sahip olmak ve onu yaşayabilmek için, öncelikle duvarın arkasına bakmayı öğrenmiş olmanız gerekir.

 

Bizler, yani ağlamayı unutmuş kadınlar; içimizde büyük sevdalar biriktiririz. İsteriz ki, bir prens gelsin, üstümüze yığılmış tozu toprağı silkeleyip, ışıldayan kalbimizi ortaya çıkarsın. O zaman herkesten fazla ve büyük severiz. İşte o zaman aşk nasıl yaşanır, nasıl sevilir, kadın olmak nasıl olur gösteririz ama ne o prens gelir, ne de biz gelenin prens olduğunu anlayacak kadar güven duyup, el uzatabiliriz…

 

Candan Ünal

 

Yüksek Topuklar Aşk & İlişkiler Editörü

 

Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız

 

Twitter: @candanunal

 

Facebook: www.facebook.com/candanunalaskveiliskiler

 

*Tüm hakları Yüksek Topuklar.net’e aittir. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz.


Etiketler

Yorumlar 

 
0 #14 meral yalcin 24-03-2012 01:32
biz kadinlar hayatin hatta dünyanin yükünü sirtlanmisiz. ve malesef yanlisiz.erkeklerin bizi anlamalari imkansiz.biz kadinlar ezberledik artik.
Alıntı
 
 
0 #13 NİL 28-12-2011 11:14
işte bu yazıyı ben yazmalıydım diyebileceğim bir yazı.çok güzelin ötesindeki kelimelerle anlatılabilir:)
Alıntı
 
 
0 #12 nur 21-12-2011 18:07
yazılarınız çok güzel her zaman takip ediyorum
Alıntı
 
 
0 #11 hasret 16-12-2011 11:08
katılıyorm yorumlara...
Alıntı
 
 
+3 #10 çiğdem ksf 14-12-2011 10:42
o prens günün birinde çıkar gelir... ya da prens sanırız biz o'nu... fakat biz maalesef ki yine o güçlü, iradeli, herşeyin üstesinden gelen kadınızdır.. erkeklerin de canına minnet bir durum bu. her şeyi sırtlanan, çocukların okulunu, faturaları, banka işlerini, evişi, temizlik her şeyi yapacak zamanımız vardır bizim... çalışan bir hanım olsak ta kusursuz herşeye yetişmektir bize düşen.... güçlü kadınız ya... yorulmak yok.. şikayet etmek hiç yok.. hasta olup öyle mızmızlanmak gibi bir lüksümüz hiç yok... güçlüyüz canım bizzz...
Alıntı
 
 
0 #9 çiğdem ksf 14-12-2011 10:28
çok güzel ifade edilmiş her şey.. elinize sağlık.. gelmeyen prensi değil de başka bir son oluşmuştu benim aklımda.. ikisi de pek iç açıcı değil sonuç olarak lakin...:(
Alıntı
 
 
0 #8 canan 12-12-2011 19:21
çok güzel anlatmışsınız elinize sağlık
Alıntı
 
 
+1 #7 suna 08-12-2011 23:42
ne kadar güzel anlatmışsınız bizleri içimiz kan ağlarken etrafa gülücükler dağıtırız hep ama nereye kadar bu bilinmezzzzzzzz zzişte
Alıntı
 
 
0 #6 Candan Ünal 06-12-2011 22:41
Lütfiyeciğim, muhteşem olan sizlersiniz. Bunlar sizin gönderdiğiniz o güzel enerjilerin kaleme dökülüşü:)
Alıntı
 
 
0 #5 Candan Ünal 06-12-2011 22:41
Hejar ne güzel dile getirmişsin canım, çok teşekkür ederim:)
Alıntı
 
 
0 #4 Candan Ünal 06-12-2011 22:40
Tubacığım, çok teşekkür ederim.. Sevgiyle:)
Alıntı
 
 
0 #3 lütfiye 05-12-2011 22:35
candan hm yıne muhteşemsınız bız kadınları o kadar guzel kaleme alıyorsunuz kı bıze söz bırakmıyorsunuz sessız kadınları sesı kalemıne yuregıne sağlıkk
Alıntı
 
 
0 #2 hejar 05-12-2011 20:38
sonra mı dediniz? perdesi aralıklı bir pencereden sızan güneş ışıklarının sizi dışarıya bakmayı zorlamasıyla ,güneşin ısıttığı gülücüklere imrenirsiniz,ak ıp giden zamanın sizi yalnızlaştırdığ ına kızar, sorgu dolu geçmişinizi tekrar tekrar okumaya başlarsınız.Oysa ki tüm kitapların sonunun filmlerin sonu gibi iyi bitmesini istemiştiniz.Siz bu kadar iyi niyetliyken güneşin kıs kıs gülmesi sizi alt üst etmeye yetmiş işte neden kabul etmezsin ki güneş hep ordaydı...
Alıntı
 
 
0 #1 tuba 05-12-2011 09:01
bu kadar güzel özetlemek zorunda mısınız? :)
Alıntı
 

Yorum ekle

Web Tasarım: Optimum                                                                                                                       Hakkımızda     Reklam     İletişim     Facebook   Site Haritası  Yüksek Topuklar ; Günlük Burç , Tarot Falı , Günün Modası , Yemek Tarifleri2012 Gelinlik Modelleri , Ev Dekorasyonu, Saç Modelleri