|
 Bu hikayede anlatılacak adamların hepsini tanıyorum. İsimlerini biliyorum, sohbet ettim, aynı masada yemek yedim, bir hüzünlü kahvenin yanında dinledim. Kimini kendi hayatımdan, kimini bir dostun gözyaşından ama yaşamımın tam ortasından biliyorum. Hiçbiri masal kahramanı değil, uydurmadım fakat hayal olduğunu düşündüm çoğu vakitte.
Gerçek olamayacak kadar kimliksiz, vicdansız, bencil. Adları olsa da kendileri olmayan, erkekliği lekeleyen, insan olmaktan utandıran adamlar. Yazık ki hepsini tanıyorum. Hayatımıza aldığımız adamlardan çok daha yürekli, güçlü ve onurlu beş kadınız biz. Öyle mücadele ediyoruz ki, görenler yıkılamaz diyor. Yıkılıyoruz. Parasızlıktan, hastalıktan, aile sorunlarından, evlatlarımızın sıkıntılarından, tek başına direnmekten değil. En güçsüz yanımızı, yüreğimizi ellerine bırakacak kadar güvendiğimiz, sevdiğimiz adamlardan yumruk yiyerek yıkılıyoruz. Titanic gibi, “Allah bile batıramaz bu gemiyi” demişlerdi ya, bizim de batacağımıza kimse inanmazken; buz dağının görünmeyen yerinden darbe alıp, derinlere gömülüyoruz. Bir kere olsa, yamalarımız var, kapatıp yolumuza devam edebiliriz, ancak bilmem kaçıncı vuruştan sonra inancımızı kaybediyoruz.
DUA ( Nil’e) Güzel kadınlardık biz, Aşka inanırdık mesela Akşam sofraları hazırlardık, Dantel örtülerimiz durur hala. Ne zaman kırıldık bu kadar Nasıl bitti inancımız aşka Şimdi sev desen sınırsızca O da adetten olur inanma. Bu geçen ömür, tek gün değil Aşk kaldı mı, kimse emin değil Acımazsızlık bu, gönle reva değil Tanrım sen bizlere sevda yolla….
En yara alacak yerimizi nasıl buluyorlar? Dostum onlar hayallerini bilirim. Birinin, mutlu bir yuvadan başka hayali olmadı hiç. Anne olmak istedi. Nerede bir bebek görsek, koklamaya kıyamazdı. Gözlerinde hüzün bıraktılar. İnkar etmeye başladı artık, çünkü onurunu kırdılar. Güzel bir evlilik istedi hep, evet, bunu da en başından anlattı üstelik. Kandırdılar. Çocuğuna bulduğu o özel ismi çaldılar. İyi bir eş, doğru bir anne olacaktı. Olacak mutlaka, inanıyorum hala ama neden bırakmadılar, bunca örselemek bir hiç uğruna, neden? Güzel kadındır. Kapıdan girince kafa döndürülecek kadar. Kalitesiyle kolundaki adamı da çıkarır yukarıya. Özen göstermediler. Değer vermediler. Sevişmek için mi bunca çaba? Baştan söyleselerdi ya. Bize bıraksalardı kararını, günlük bir sevişmeye de yatardı kim bilir belki aklımız. Ailesine bile girdiler. Çiçeklerle, damatlık, gelinlikle, sahte neredesinlerle yer ettiler, sözüm ona sahip çıktılar. Gönlünü, hayatını teslim almak için kandırdılar. Değer miydi? Bir kadının gözünde hüzün bırakmak hiç mi sızlatmadı içlerini?
UNUTTUM (Peloş’a) Nereye saklanır geceleri uykum, Bu sabahlara varma inadı neden Ben kokmuyor artık bedenim Elimde bir sigaradan kalan izler, Bir de senden. Baktık dün gece, aradık Bana göre sevda yokmuş Meğer yalnızlık yatağıma Fark etmeden koca olmuş. Yıpranmış, kırık dökük, virane Başka aşka dayanır mı gönül Bedenim, ruhum savaşta Bir yanım kırılsa, İçimden mermi akacak Bunca yangından sonra Kadın yanım, Kendini nasıl hatırlayacak?
Ellerinin marifetinden mi, kültüründen mi, köklü ailesinden mi, Yaradan’dan aldığı yaratıcılıktan mı, bilinmez, büyülüdür gözleri. Yıllar öncesi bir resimden kopup gelmiş gibi. Dirayetine hayranlık duyarsınız. Asalet her kadında olmaz, sonradan üste konulmaz. Onun cildi gibidir. Kibarlığından küfür bile etmez gidenlerin ardından. Şaşırır sadece. Anlam veremez. Nedenini konuştuğumuzda bitişini aşkların, evliliğin; zarafetli sebepler bulmaya çalışır. Hep ruhu hasta adamlar denk gelir. Kendi yalanlarına, kendileri de inananlar. Sahip çıktığı değerlerle alay edercesine, vasıfsız, kimliksiz, güçsüz adamlar. Oysa bir heykeltıraş gibi oyarak çıkartabilir erkeğinin içindeki güzellikleri. İhanet kurşunlarıyla yaralanır. Dilsizliği ve suskunluğuyla cevapsız konuşmalar yaparlar, o anlayamaz ki. Kendi gibi dürüst oynamaz kimse bu aşk oyununu. Her şeye rağmen direnir, ayakta durur ama üstünü örter kırgınlıklarının, unutur en özel yanını. Ve perdesi açılır yeni günün tekrar, tekrar, tekrar…..
SENİNLE (İro’ya)
Seninle mevsim oldum, Yaz gibi seviştik, yakıcı Kış gibi paylaştık acıyı Sonbaharda küstük, soldun İlkbaharda öpüştük, masum.
Seninle dünya oldum, Okyanuslar serildi gönlüme Karada savaşlar çıktı Fırtınalar koptu içimde Engin dağlara tırmandım Boğazlardan geçtim.
Seninle ahiret oldum, Şeytanlaştı yüreğim, ah ettim Uyurken melektin, seyrettim Bu aşk sırat köprüsüydü, geçtim Ceza diye seni seçtim.
Bakmayın evrenin kraliçesi olduğuna, küçücük dünyası vardır. Kaç cephenin savaşçısı, kaç insanın umududur. Kendi umutlarından vazgeçmiş, acılarını yüreğine ekip onlardan çiçekler çıkarmış, ekmeğini kazanan, sevdiğine yepyeni hayatlar kuran, elleriyle besleyen, en ince ayrıntısına kadar düşünen, dünya kadını. Zorla girerler o minicik, zar zor kurulmuş dünyasına, dengesini bozarlar, renkleri karışır, o narin bedeni düşer kuruyan yaprak gibi. Ne isterler anlayamam? Ve en neden diye bağırasım olan kadın. Dört duvarına tüm umutlarını, düşlerini, kırgınlıklarını yerleştirip, dolaplarına üstüne giydiği yalnızlığını, çekmecelerine aşkının emeğini ütüleyerek koyar. Hatta lavanta bohçaları gibi lezzetler atar üstüne. Gelir birileri darmadağın eder, kırıştırır düzenini, yürek evinden çıktıklarında bir hırsız gibi dağınık bırakırlar, parmak izleri kalır, unuturlar… Neyi parçaladıklarını, onlar için yapılan makyajın gözyaşlarıyla dağıldığını arkalarından görmeden, öyle duygusuz ve nedensiz giderler….
YOL ARKADAŞIM (Kedi’ye)
Kaybettik, Yıl kaçtı, mevsim neydi hatırlamam. Kavga ettik, küfür ettik, Ağladık ardından Hatta sözüm ona, can bile verdik. Önce hayallerimiz bitti galiba, Sonra inancımız olmalı Güveni bıraktık ardından Ve kadın yanımızı Eh, onunla vicdanımız da gitti. Biz güzelleştirecektik dünyayı, İnsanlık olmayınca İşe yaramaz ne melek, ne şeytan Kalbimizi derinlere kilitledik. Kusura bakma Tanrım ama Biz galiba aşkı kaybettik!
Bir kadın ki, yıllardır tanırım, bir gün gözünde öfke görmedim. Öyle, kadın bir kadın. Rujunu sürmeden bakkala gitmez. İşvesi, cilvesi dozunda. Her yerde mutlu olur mu insan? Hangi adamın yanına koysam, yakışır. Aşk kimsede onda durduğu gibi güzel durmaz. Rakı masasında kahkaha atar, ortalık şenlenir; balkonunu yıkarken şarkı mırıldanır sesi alt kattan dinlenir. Acıtanlarını, yaralayanlarını bile anlar. Kendini yerlerine koyar. Mutluluğa hep bir bahanesi vardır. Hani şu dışarıda hanımefendi, evinde kadın, yatakta orospu denilen, hep aranılan, arzulanan, hayal edilen kadın. Omzunda ağlasan, dosttur. Kış gününde sırtındaki posttur. Gidiyoruz deyince seninle kalkan, çok adamdan daha yürekli, silah çeksen titremez elleri. Onu bile harcarlar. Kişiliksizliklerine, güçlü bir kadının yanında duramamaya, üstünü örterek, örseleyerek, canını acıtarak gitmeye hep bahaneleri vardır. Belki eksik bulamamaktan, kaldıramazlar. Oysa giderken en dost selamıyla uğurlayacak, gün gelince yine yara sarabilecek insandır o. Yok, olmaz. Kabuklarını kaldırırlar, kanatırlar. Dimdik duruşuyla eyvallahsızlığına, içine akıttığı görünmeyen gözyaşlarına, sözlerinin altındaki anlamlara bakmadan, zavallılıklarıyla kopartırlar. İnançları gider. Güveni kaybolur. İçindeki şeytan belki şimdi susar ama bir zaman gelir, hem de hiç umulmayan bir zaman, karşılarına çıkacaktır. Salaklar, bilmezler…..
KENDİMDEN HEPİNİZE
Ömür boyu seveceğim demiştim ya, Üzgünüm, sayende sözümü tutamadım. Nasıl kırılır büyük yürekler Nasıl becerdin kirletmeyi bilemedim. Gel, buradan bak göreceksin, Öyle palavra geliyor aşklar, Su gibi falan değil, Işıktan hızlı geçiyor yıllar. Yerim yok artık affetmeye, Gidenin ardından da bakmaz Yorgundur gözlerim. Şiirlerimin tadı değişti, Şarkılarım katık olmaz rakılara. Yaşamdan yana bir umutsuzluk değil Tam da tersi yeni öğrendim, Değişir insanlar da hücreler gibi Sen hariç tabii. Ne seçtiysem onu yaşadım Azı çoğu yok, eminim. Ama gel bir de buradan bak, göreceksin Gözlerimden bak bir kere kendine Bilirim hiç utanman yoktur ama Sen bile, Yerin dibine gireceksin….
Candan Ünal Yüksek Topuklar Aşk Editörü
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız
|
Yorumla
2008-11-0522:10:17 harıka
2008-10-0610:44:05 Çok hoş ifade etmişsiniz, bu hoş olmayan durumu. Sanırım annelik aşamasında bunu önlemek yine annelere düşüyor hem de bu devirde
2008-09-2820:14:35 Seni yazacak kelimeleri Türkçe'de bulamadım ablacım, sen anlatılmaz yaşanırsın
2008-09-2811:48:57 Bu bes kadindan sonra birde sahsina özel delikacik ablanida yazsaydin herhalde tam olurduk..
2008-09-2710:49:18 Keşke ben de o 5 kadından biri olsaydım
2008-09-1513:17:09 işte biz o beş kadınız ve o beş kadının beşi birden seni çok seviyo gönlü sonsuz kadın
2008-09-1113:14:08 Ellerine sağlık
2008-09-1112:47:40 Yüreğine sağlık arkadaşım, İrem'in dediği gibi bu kadınları benim de gözüm bir yerlerden ısırıyor;) Hatta korkarım bu erkekleri de
2008-09-1021:24:09 kitapları olmalı,okuyup okuyup çizilmeli satırları,bu da benden,bu da benim hayatımdan diyerek..hani vardır ya bazı yazılar okuyana \'eee çok kolay bende yazardım aynısını\' hissi verir.ama o yazılar asla yazılamazlar.işte bu onlardan.ağzına yüreğine sağlık..
2008-09-1021:09:14 Ellerine sağlık Candanım,,..sanki ben bu kadınları tanıyorum